Akut Stres Bozukluğu ile TSSB Arasındaki Fark

Son güncelleme: 7 Ağustos 2026

Akut stres bozukluğu, travmatik bir olayın ardından ilk üç gün ile bir ay arasında görülen, TSSB ile aynı belirtileri taşıyan kısa süreli bir ruhsal tablodur. Aradaki fark tanı adında değil, sürede gizlidir. Belirtiler bir ayı aşarsa tablo travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) olarak değerlendirilir.

Bizi Google’da tercih edilen kaynak yapınYeni yazılarımız aramalarınızda öne çıksınEkle

Bu ayrım kâğıt üzerinde küçük görünse de pratikte tedavi planını, izlem sıklığını ve kişinin kendi tepkilerine yüklediği anlamı doğrudan değiştirdiği için üzerinde durmaya değer. Aşağıda iki tabloyu süre, belirti, teşhis ve tedavi başlıkları altında tek tek ayırıyorum; amacım kendinizde ya da bir yakınınızda gördüğünüz durumu doğru adlandırmanıza ve ne zaman destek almanız gerektiğine karar vermenize yardımcı olmak.

Özetle: Akut stres bozukluğu, travmatik bir olaydan sonraki ilk üç gün ile bir ay arasında görülen kısa süreli bir tablodur. Belirtiler bir ayı aşıp sürerse tanı travma sonrası stres bozukluğuna (TSSB) döner. Belirtiler benzese de temel ayrım süredir. Her ikisi de tedavi edilebilir; erken destek, kalıcı tabloya geçişi önlemeye yardımcı olabilir.

Akut stres bozukluğu nedir?

Akut stres bozukluğu, kişinin ağır bir travmatik olayı yaşamasının, ona tanık olmasının ya da çok yakınının başına geldiğini öğrenmesinin hemen ardından ortaya çıkan kısa süreli bir ruh sağlığı tablosudur. Belirtiler çoğunlukla ilk 3 gün içinde başlar ve tanı, bu belirtilerin 3 gün ile 1 ay arasındaki dar pencerede sürmesiyle konur. Yani bu tablo, travmanın hemen ardındaki erken dönemin adıdır.

Zorlayıcı bir olaydan sonra birkaç gün sarsılmak, gergin olmak, uyuyamamak ya da olayı zihinde tekrar tekrar yaşamak son derece insani tepkilerdir ve tek başına bir bozukluk anlamına gelmez. Sınır, işlevsellikte çizilir. Belirtiler yoğunsa; işinizi, ilişkilerinizi ya da günlük düzeninizi belirgin biçimde bozuyor ve sizi olağan sorumluluklarınızdan uzaklaştırıyorsa akut stres bozukluğu çerçevesinden söz ediyoruz demektir. Kliniğimde en sık duyduğum şey, bir hafta bile geçmeden kişinin kendini “ben neden hâlâ toparlanamadım” diye sıkıştırmasıdır. Oysa erken dönemde bu tepkiler beklenen bir seyirdir; asıl mesele onları fark edip gerektiğinde destek alabilmektir.

Akut Stres Bozukluğu ile TSSB Arasındaki Fark

TSSB nedir ve akut stres bozukluğundan ne zaman ayrılır?

Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) da aynı tür travmatik olayların ardından gelişir; farkı, belirtilerin kısa sürede yatışmaması ve bir aydan uzun süre günlük yaşamı zorlamaya devam etmesidir. Sınır tam burada çizilir. İlk bir ay içindeki tablo akut stres bozukluğu olarak adlandırılırken, bir ayı aşıp süren tablo travma sonrası stres bozukluğu çerçevesinde değerlendirilir ve tedavi planı buna göre kurulur. TSSB belirtileri çoğu kişide olaydan sonraki ilk 3 ay içinde belirginleşir, bazı kişilerde ise aylar sonra ortaya çıkabilir.

Akut stres bozukluğu yaşayan herkeste TSSB gelişmez. Birçok kişide erken dönem belirtileri, çevresel destek ve zamanın etkisiyle bir aya varmadan hafifler ve tablo kendiliğinden yatışır. Yine de akut tablo, ileride TSSB gelişebileceğine dair bir uyarı işareti olarak okunur; bu yüzden erken destek almak yalnızca o anki sıkıntıyı hafifletmekle kalmaz, kalıcı bir tabloya dönüşme olasılığını da azaltabilir. Travma sonrası tabloların kaygı bozukluklarıyla iç içe geçen yanını ABD Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü’nün kaygı bozuklukları dosyasında ayrıntılı biçimde okuyabilirsiniz.

Travmadan sonraki ilk ay nasıl ilerler?

Erken dönem tek parça değildir; günler ilerledikçe belirtilerin karakteri de, kişinin ihtiyaç duyduğu destek de değişir. Aşağıdaki çizelge sık gördüğüm seyri kabaca özetler; her kişide birebir aynı işlemez, ama hangi aşamada ne beklemek gerektiğini kestirmeye ve gereksiz paniği azaltmaya yardımcı olur.

Zaman dilimi Sık görülen tablo Bu aşamada ne yardımcı olur?
İlk 48 saat Şaşkınlık, donma hissi, olan biteni kavrayamama, gerçekdışılık duygusu ve uykunun ilk gecelerden itibaren bölünmesi Güvenli bir ortam, sıvı ve uyku düzeni, yakınların sakin ve ısrarcı olmayan varlığı
3 ile 7 gün arası Anıların istemsizce üşüşmesi, küçük seslerde irkilme, hatırlatıcılardan kaçınmanın yavaş yavaş yerleşmesi Psikoeğitim, günlük rutine kademeli dönüş, uyku ve kafein alışkanlıklarının gözden geçirilmesi
2 ile 4 hafta arası Belirtiler ya belirgin biçimde hafifler ya da aynı yoğunlukta sabitlenerek günlük işleyişi zorlamayı sürdürür Ruh sağlığı uzmanı değerlendirmesi ve gerekirse kısa süreli travma odaklı terapi
1 aydan sonra Süren belirtiler artık travma sonrası stres bozukluğu çerçevesinde değerlendirilir ve tedavi hedefi değişir Travma odaklı terapi planı, düzenli izlem ve eşlik eden tabloların taranması

Bu çizelgeyi bir takvim gibi değil, bir pusula gibi kullanın. İlk 48 saatte kendini uzaklaşmış, sisli ya da “burada değilmiş” gibi hisseden birinin birkaç gün içinde belirgin biçimde toparlanması, akut dönemde sık gördüğüm bir seyirdir. Kimi kişide ise tablo ikinci haftadan sonra hafiflemek yerine sabitlenir ve işte o noktada beklemeyi sürdürmek yerine bir ruh sağlığı uzmanıyla görüşmek, sürecin uzamasını önlemek açısından çok daha akılcı olur.

Akut stres bozukluğu ile TSSB arasındaki temel fark nedir?

En kısa cevap: süre ve zamanlama. İkisinin belirtileri büyük ölçüde örtüşür, çünkü aynı travmatik kökten beslenirler; onları ayıran ölçüt, belirtilerin ne zaman başladığı ve ne kadar sürdüğüdür. Aşağıdaki tablo farkı yan yana gösterir.

Karşılaştırma Akut stres bozukluğu Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB)
Başlangıç Olaydan sonraki ilk 3 gün içinde, çoğu kişide daha ilk saatlerden itibaren Genellikle olaydan sonraki ilk 3 ay içinde, bazı kişilerde aylar sonra
Süre 3 gün ile 1 ay arasındaki dar bir pencerede kalır 1 aydan uzun sürer ve tedavisiz kaldığında yıllara yayılabilir
Yer aldığı dönem Travmanın hemen ardındaki erken dönem, tepkiler henüz tazeyken Erken dönem sonrasında kalıcı hâle gelmiş, günlük hayata yerleşmiş tablo
Belirtiler Yeniden yaşama, kaçınma, tetikte olma, duygusal donukluk ve belirgin çözülme Aynı belirti grupları, ancak süreklilik kazanmış ve kronikleşmiş hâlde
Gidişat Çoğu kişide birkaç hafta içinde yatışır; bir kısmında TSSB’ye dönebilir Tedavisiz uzayabilir; uygun destekle belirgin biçimde iyileşir

Aynı kişi, aynı belirtilerle bir hafta sonra akut stres bozukluğu değerlendirmesi alırken, iki ay sonra hâlâ aynı yoğunlukta yaşıyorsa TSSB çerçevesine geçmiş sayılır. Tanı bir anın fotoğrafı değildir. Zamana yayılan bir sürecin okunmasıdır. Bu yüzden “bende hangisi var” sorusunun cevabı çoğu zaman haftalar içinde netleşir ve bu ayrımı yalnızca sizi doğrudan değerlendiren bir uzman güvenilir biçimde yapabilir.

Akut stres bozukluğunun belirtileri nelerdir?

Akut stres bozukluğunun belirtileri, TSSB’de gördüğümüz gruplarla büyük ölçüde aynıdır; tek fark, bunların travmanın hemen ardından, henüz erken dönemde ortaya çıkmasıdır. Herkeste tüm belirtiler bulunmaz. Tablo kişiden kişiye başka bir renk alır ve aynı kişide zaman içinde de değişebilir.

  • Yeniden yaşama: İstemsiz gelen rahatsız edici anılar, kâbuslar ve kişinin kendini yeniden olayın içinde hissettiği canlı geri dönüşler.
  • Kaçınma: Olayı hatırlatan yerlerden, kişilerden, konuşmalardan ya da düşüncelerden uzak durma çabası ve giderek daralan bir yaşam alanı.
  • Olumsuz duygudurum: Sevdiklerine yabancılaşma, kendini suçlama, daha önce keyif alınan işlere karşı belirgin ilgisizlik ve süregelen bir boşluk hissi.
  • Aşırı uyarılmışlık: Kolay irkilme, sürekli tetikte olma, sinirlilik, dikkat dağınıklığı ve uykuya dalmakta belirgin zorlanma.
  • Çözülme (disosiyasyon) belirtileri: Her şeyin gerçekdışı ya da uzakmış gibi gelmesi, zamanın yavaşladığı hissi ve olayın bazı bölümlerini hiç hatırlayamama.

Bunlara çarpıntı, terleme, baş ağrısı, kas gerginliği ve mide şikâyetleri gibi bedensel tepkiler de sıklıkla eşlik eder. Çözülme belirtileri akut dönemin en ayırt edici parçasıdır. İnsanlar bunu çoğunlukla “kendimi dışarıdan izliyordum” ya da “her şey rüya gibiydi” diye anlatır. Bu his ürkütücü gelebilir; ancak zihnin taşıyamayacağı kadar ağır bir yükü geçici olarak uzaklaştırmak için devreye soktuğu bir savunma olarak düşünmek, çoğu kişiyi belirgin biçimde rahatlatır.

Uyku ve beden belirtileri neden bu kadar öne çıkar?

Travmadan sonra sinir sistemi tehdide karşı eşiğini düşürür ve beden, tehlike çoktan geçmiş olsa bile hazırda beklemeyi sürdürür. Bu yüzden kapı çarpması, ani bir fren sesi ya da kalabalık bir ortam bile bedende saniyeler içinde çarpıntı, terleme ve kas gerginliği başlatabilir. Uykuya dalma süresi uzar, uyku bölünür, kâbuslar sıklaşır. İlk haftalarda gece boyunca 3-4 kez uyanmak akut dönemde sık duyduğum bir yakınmadır ve bu döngü kırılmadığında gündüz dikkat, sabır ve duygu düzenleme kapasitesi hızla erir. Uykusuzluğun genel seyrini ve uyku düzenine dair temel başlıkları NHS’in uykusuzluk rehberinde derli toplu biçimde bulabilirsiniz.

Bu durumlar neden ortaya çıkar?

Hem akut stres bozukluğu hem de TSSB, yaşanan olayın şiddetiyle kişinin biyolojik yapısının ve içinde bulunduğu yaşam koşullarının kesiştiği noktada ortaya çıkar. Tek bir suçlu yoktur. Aynı kazadan çıkan iki kişiden birinde belirgin bir tablo gelişirken diğerinde gelişmemesinin nedeni de tam olarak budur.

Riski artıran etkenleri hastalarıma şöyle özetliyorum:

  • Olayın çok ağır, beklenmedik ya da insan eliyle (şiddet, istismar gibi) gerçekleşmiş olması
  • Daha önce travmatik yaşantılardan geçmiş olmak, özellikle de bunların çocukluk döneminde yaşanmış olması
  • Olay sırasında ve sonrasında yalnız hissetmek, sosyal destekten ve güvenli bir bağdan yoksun kalmak
  • Önceden var olan depresyon, kaygı bozukluğu ya da uyku sorunları gibi ruhsal zorlanmaların bulunması
  • Ailede ruhsal hastalık öyküsü gibi yatkınlık etkenlerinin eşlik etmesi
  • Olayın ardından barınma, iş ya da gelir kaybı gibi ikincil zorlukların üst üste binmesi

Beyin tarafında ise tehdit algısından sorumlu bölgelerin aşırı duyarlı hâle geldiği, sakinleşmeyi sağlayan devrelerin ise yeterince devreye giremediği bir denge sorunundan söz ediyoruz. Sinir sistemi alarm modunda takılı kalır. Akut dönemde bu alarm henüz tazedir ve kendiliğinden sönme ihtimali yüksektir; tablonun bir ayı aşması ise alarmın sönmediğini, sistemin yeni bir denge noktasına oturmakta zorlandığını gösterir.

Akut stres bozukluğu ve TSSB nasıl teşhis edilir?

İkisinin de kan testi ya da görüntülemeyle konan bir tanısı yoktur; teşhis, bir ruh sağlığı uzmanının yürüttüğü ayrıntılı klinik görüşmeye dayanır. İnternetteki ölçekler yalnızca fikir verir. Kesin değerlendirme için bir psikiyatriste ya da klinik psikoloğa başvurmak gerekir; nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız Türkiye Psikiyatri Derneği’nin kurumsal sayfası makul bir çıkış noktası sunar.

Değerlendirme sırasında uzman genellikle şunlara bakar:

  • Yaşanan travmatik olayın niteliği, şiddeti ve kişiyi hangi noktadan etkilediği
  • Belirtilerin ne zaman başladığı ve ne kadar süredir devam ettiği
  • Belirtilerin iş, okul, ilişkiler ve günlük yaşam üzerindeki somut etkisi
  • Depresyon, başka kaygı bozuklukları ya da alkol-madde kullanımı gibi eşlik eden durumlar
  • Uyku düzeni, iştah, dikkat ve bedensel yakınmalardaki değişimin son haftalardaki seyri

Süre ölçütü tam da bu yüzden bu kadar kritiktir. Belirtiler henüz 1 ayını doldurmadıysa uzman büyük olasılıkla akut stres bozukluğu çerçevesinde değerlendirir ve süreci yakından izler; belirtiler 1 ayı aşarsa değerlendirme TSSB yönüne kayar. Doğru tedavi planı ancak doğru ayrımla kurulduğu için teşhis aşamasını aceleye getirmemek, uzun vadede kaybedilen değil kazanılan zamandır.

Ayırıcı tanıda nelere bakılır?

Travma sonrası tablo tek başına gelmeyebilir. Depresyon, panik bozukluk, yaygın kaygı bozukluğu ve alkol-madde kullanımı akut dönemde sık eşlik eden başlıklardır; bunların gözden kaçması tedavinin yarım kalmasına ve belirtilerin geri dönmesine yol açar. Panik atakların travma sonrası tablolardan ayrı bir başlık olarak nasıl tanımlandığını NHS’in panik bozukluk sayfasında görebilirsiniz. Kafa travması, süregelen ağrı, tiroid sorunları ve bazı ilaçların yan etkileri de benzer belirtiler üretebildiği için ilk görüşmede bedensel sağlık öyküsü de sorulur.

Tedavi ve yaklaşım seçenekleri nelerdir?

İyi haberle başlayayım: her iki tablo da tedavi edilebilir ve birçok kişi uygun destekle belirgin biçimde toparlanır. Temel taş, kanıta dayalı konuşma terapileridir. Bazı durumlarda buna hekimin uygun gördüğü ilaç tedavisi eklenir ve hangi yöntemin size uyduğuna, tablonuzu bütünüyle değerlendiren uzman karar verir.

Yaklaşım Ne işe yarar?
Travma odaklı bilişsel davranışçı terapi (BDT) Travmayla ilişkili olumsuz düşünce ve inançları güvenli biçimde işlemeye, kaçınmayı azaltmaya yardımcı olur. Erken dönemde uygulandığında TSSB’ye geçiş riskini azaltmaya katkı sağlayabilir.
EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) Travmatik anının beyinde yeniden işlenmesini ve taşıdığı duygusal yükün kademeli olarak hafiflemesini destekler.
Psikoeğitim ve destekleyici görüşme Erken dönemde belirtilerin beklenen bir tepki olduğunu anlamak ve baş etme yollarını öğrenmek kaygıyı azaltır.
İlaç tedavisi Belirtileri ağır olan ya da depresyon eşlik eden durumlarda hekimin uygun göreceği ilaçlar süreci kolaylaştırabilir.
Destekleyici yaklaşımlar Düzenli uyku, sosyal bağların güçlendirilmesi ve gevşeme teknikleri terapinin etkisini tamamlayıcı biçimde destekler.

Akut dönemde çoğunlukla önce psikoeğitim, destekleyici görüşme ve gerektiğinde kısa süreli travma odaklı terapi tercih edilir. Seanslar genellikle 45-60 dakika sürer ve ilk aşamada haftada bir görüşme sık uygulanan bir düzendir. Travma odaklı protokollerin birçoğu 8-12 seans üzerinden planlanır; ancak bu bir kural değil, kişinin tablosuna ve eşlik eden zorluklara göre uzayıp kısalan esnek bir çerçevedir. İlaç söz konusu olduğunda hangi ilacın, hangi dozda ve ne kadar süre kullanılacağına yalnızca sizi değerlendiren hekim karar verir; internette okuduğunuz bir ilacı kendi başınıza başlamak ya da bırakmak ciddi sakıncalar doğurabilir. İyileşme kademeli ilerler. Sabır da ister.

Süreci kolaylaştıran günlük başlıklar nelerdir?

Aşağıdakiler terapinin yerini tutmaz, ama zemini hazırlar:

  • Yatış ve kalkış saatinizi sabit tutmaya çalışın; uyku düzeni erken dönemde en hızlı geri kazanılan alandır
  • Kafeini özellikle öğleden sonra azaltın ve alkolü baş etme aracı olarak kullanmaktan bilinçli biçimde kaçının
  • Hafif ve düzenli hareket bedeni yeniden güvene alıştırır; kısa yürüyüşler çoğu kişi için iyi bir başlangıçtır
  • Olayla ilgili haber ve sosyal medya görüntülerine maruz kalma sürenizi bilinçli olarak sınırlayın
  • Yalnız kalmayın; güvendiğiniz birine ne yaşadığınızı anlatmak, taşıdığınız yükü fark edilir biçimde hafifletir

Bu başlıklar tedavi değil, zemin hazırlığıdır. Belirtiler yoğunsa kendi başınıza baş etmeye çalışmak yerine profesyonel destek almak, hem sürecin uzunluğunu hem de taşıdığınız yükü belirgin biçimde azaltır.

Ne zaman uzmana başvurmalı?

Genel ölçü şu: zorlayıcı bir olaydan sonra belirtileriniz birkaç günden uzun sürüyor, yoğun seyrediyor ve günlük hayatınızı belirgin biçimde zorluyorsa beklemeden bir ruh sağlığı uzmanına başvurun. Akut dönemde destek almak abartmak değildir. Aksine hem o anki sıkıntıyı hafifletir hem de tablonun kalıcılaşma olasılığını azaltmaya yardımcı olabilir.

Şu durumlarda beklemeden destek almanızı öneririm:

  • Uyku düzeniniz, iş performansınız ya da yakın ilişkileriniz belirgin şekilde bozulduysa
  • Sürekli korku, suçluluk ya da umutsuzluk hissinden günler boyunca çıkamıyorsanız
  • Olaydan sonra geçen bir ayın ardından belirtiler hâlâ sürüyor ya da ağırlaşıyorsa
  • Baş etmek için alkole ya da başka maddelere yöneldiğinizi fark ettiyseniz
  • Kendinize zarar verme ya da yaşama isteğinizi yitirme düşünceleri yaşıyorsanız
Acil destek: Kendinize zarar verme ya da intihar düşünceleriniz varsa lütfen yalnız kalmayın. Hemen 112 Acil‘i arayın ya da en yakın acil servise/ruh sağlığı merkezine başvurun; güvendiğiniz birine durumunuzu söyleyin. Bu düşünceler tedavi edilebilir bir zorlanmanın işaretidir ve destekle hafifler. Yardım istemek güçlü bir adımdır, yalnız değilsiniz.

Yakınınıza nasıl destek olabilirsiniz?

Travmayı yaşayan kişi kadar, onun yanındaki kişi de çoğu zaman ne yapacağını bilemez ve yanlış bir şey söylemekten korkar. Birkaç sade ilke işi kolaylaştırır. En çok işe yarayan şey, olayı ayrıntısıyla anlattırmaya çalışmak değil; kişinin kendi hızında konuşmasına alan açmak ve sustuğu zaman da hiçbir şey sormadan yanında kalabilmektir.

“Boş ver, geçer” gibi cümleler iyi niyetle kurulur ama çoğu zaman kişiyi daha da yalnızlaştırır. Yerine somut destek önerin. Yemek getirmek, çocuğu okuldan almak ya da randevuya birlikte gitmek gibi küçük ve elle tutulur yardımlar, ilk haftalarda uzun konuşmalardan çok daha fazla işe yarar. Bir ay geçtiği hâlde tablo hafiflemiyorsa uzman başvurusunu birlikte planlamak en doğru adımdır.

Sık Sorulan Sorular

Akut stres bozukluğu mutlaka TSSB’ye dönüşür mü?

Hayır. Akut stres bozukluğu yaşayan herkeste TSSB gelişmez; birçok kişide erken dönem belirtileri zamanla ve destekle bir aya varmadan hafifler. Yine de akut tablo, ileride TSSB gelişebileceğine dair bir işaret olabilir. Bu yüzden erken destek almak geçişi önlemeye yardımcı olabilir.

Akut stres bozukluğu ile TSSB arasındaki en belirleyici fark nedir?

En belirleyici fark süredir. Belirtiler travmadan sonraki ilk üç gün ile bir ay arasında görülüyorsa akut stres bozukluğu, bir aydan uzun sürüyorsa travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) olarak değerlendirilir. Belirtilerin türü büyük ölçüde benzer; ayıran ölçüt zamanlamadır.

Akut stres bozukluğu birkaç günde geçer mi?

Bazı kişilerde erken dönem tepkileri birkaç gün içinde belirgin şekilde hafifler. Ancak belirtiler yoğunsa ve günlük yaşamı zorluyorsa kendiliğinden geçmesini beklemek yerine bir uzmana danışmak daha sağlıklıdır. Tablonun nasıl seyredeceğini en doğru biçimde sizi değerlendiren uzman öngörebilir.

Travmanın hemen ardından sersemlik ve gerçekdışılık hissi normal mi?

Bu his, çözülme (disosiyasyon) olarak adlandırılır ve özellikle akut dönemde sık görülür. Zihnin ağır yükü taşımak için devreye soktuğu bir savunma olarak düşünülebilir. Ürkütücü olabilir ama tek başına tehlikeli değildir. Uzun sürer ya da işlevselliğinizi bozarsa bir uzmana danışmanız önerilir.

Belirtiler bir ayı geçtiyse tanım değişir mi?

Evet. Aynı belirtiler bir aydan uzun süredir devam ediyorsa değerlendirme akut stres bozukluğundan TSSB’ye doğru kayar. Bu, durumun “kötüleştiği” anlamına gelmek zorunda değildir; yalnızca tablonun adlandırılması ve tedavi planı süreye göre güncellenir. Bu ayrımı uzman yapar.

Çocuklarda bu iki tablo nasıl ayırt edilir?

Çocuklarda da temel ayrım süredir, ancak belirtiler yetişkinlerden farklı görünebilir: travmayı oyunlarında tekrar canlandırma, kâbuslar, içe kapanma ya da bakım verene aşırı bağlanma gibi. Bu işaretleri fark eden ebeveynlerin bir çocuk ruh sağlığı uzmanına başvurması önemlidir.

Kapanış

Akut stres bozukluğu ile TSSB, aynı travmatik kökten doğan ve belirtileri büyük ölçüde örtüşen iki tablodur; aralarındaki temel fark zamanlamadır. İkisi de bir zayıflık ya da utanç kaynağı değildir; sinir sisteminin ağır bir yaşantıya verdiği anlaşılır bir tepkidir ve doğru destekle belirgin biçimde iyileşebilir. Kendinizde ya da bir yakınınızda bu yazıda anlatılan belirtileri fark ettiyseniz, görmezden gelmek yerine bir adım atmanızı içtenlikle öneririm.

Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve tıbbi tavsiye yerine geçmez. Belirtilerinizin kesin değerlendirilmesi ve size uygun bir tedavi planı için lütfen bir psikiyatrist ya da ruh sağlığı uzmanına başvurun. Daha fazla bilgi için Psikiyatrik.com ana sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Dr. Deniz Arman

Dr. Deniz Arman

Klinik Psikolog, Travma ve Kaygı Bozuklukları

Dr. Deniz Arman, klinik psikolog. Travma, kaygı bozuklukları ve davranışsal psikoloji alanlarında çalışıyor. İstanbul Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun oldu (2010), yüksek lisansını Hacettepe Üniversitesi Klinik Psikoloji programında (2012), doktorasını Ankara Üniversitesi Klinik Psikoloji alanında (2017) tamamladı. Travma Sonrası Stres Bozukluğu ve kriz müdahalesi üzerine uzmanlık eğitimi aldı. 2012-2017 arasında çeşitli hastanelerde klinik psikolog olarak görev yaptı, 2017 yılında kendi danışmanlık merkezini kurdu. Özellikle travma yaşamış yetişkinler, yoğun kaygı yaşayan kişiler ve davranışlarını kontrol etmekte zorlanan danışanlarla çalışıyor.

Hakkımızda ›
Scroll to Top